Site Rengi

DOLAR 7,9832
EURO 9,4483
ALTIN 487,02
BIST 1190,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Sisli

Karanlık Madde ve Kütle Çekimi

Karanlık Madde ve Kütle Çekimi
09.01.2020
105
A+
A-

Modern bilimin vazgeçemediği, en çok gündemde tuttuğu, adına “Yerçekimi Enstitüsü” kurduğu, “Gratvity” isimli filmler yaptığı kütle çekimi konusu aynı zamanda modern bilimin başının belası durumunda. Ondan vazgeçemiyor ama onun ne olduğunu da anlatamıyor, yarattığı sorunları daha büyük sorunlar yapan başka teorilerle gidermeye çalışıyor ve git gide işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kütle Çekiminin olmadığını söyleyen bilim adamlarının sayısında artış olsa da mümkün mertebe o seslere kulak kapatılıp, yok sayılıp son bi gayret teoriler ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Newton’un formüle ettiği kütle çekimi günümüz modern biliminde yerini Einstein’e bırakmış gibi görünse de eski formül olayı anlatmak için, düşen cisimlerin ya da gezegenlerin yörüngesini açıklamak için kullanılıyor. Kütle Çekimi denilen durumun sebebini açıklayamadığı için ve bu kuvvetin etkime hızı konusunda ışık hızından fazla hız belirttiği için yerini Einstein’in Genel Göreliliğine bırakmış durumda. Gerçi günümüz bilim adamları her iki teorinin de çekime neden olan kuvvetin orijini hakkında bir şey söylemediğini belirtiyorlar. Daha çok cisimlerin düşme durumuna ait izlenen yolun ve hızın formüle edilmesi, hareketin tanımlanması durumu var. Newton kütlenin neden çektiğini, kuvvetin nasıl iletildiğini belirsiz bırakırken Einstein’in Genel Göreliliği de bildiğimiz kuvvetlerin yerini geometriye bırakıyor ve uzay-zamanın kütle tarafında bükülmesi sonucu izlenen yolda cismin serbest düşme durumunda olmasını Newton’un alternatifi gibi sunuyor. Denklemindeki Kozmolojik Sabiti’in akıbeti ise belirsiz. Son durum nedir pek bilen yok. Hani şu “en büyük hatam” dediği Lambda sabiti.

Artık günümüzde hayatımıza “karanlık madde”, “karanlık enerji” gibi kavramlar da daha yoğun girmeye başladı. Her ne kadar karanlık madde için 1930’lar işaret edilse de bu iddianın önsemsenmesi ve daha sık gündeme getirilmesi yeni sayılır. Karanlık madde halen bir iddia durumunda, varlığı tespit edilememiş durumda olsa da sık sık tekrarlanması onu çoktan “var” noktasına taşıdı.

Kara maddenin ön sıralara geçmesi kütle çekimindeki çalışmayan durumların bir arayışı olarak kendisini gösterdi. Aksi takdirde galaksilerin etrafındaki yörünge hızlarına cevap verme imkanı yoktu. Newton formülüne göre ters kare yasası olarak bilinen, merkezden uzaklaştıkça hızın düşmesi gerektiği durum ile pratikteki gözlemlerin uyuşmaması kütle çekiminin iflasını ilan eden bir durum çıkarıyordu. Durumu kurtarmak için en basit mantıkla başka faktörlerin belirleyici olduğunu düşünmek, yörünge hızındaki fazlalığı o ne olduğu bilinmeyen ek kütle ile açıklamak işi pratik yoldan kapatmak için gayet akıllıca ve hatta uyanıkça görünüyor. Eğer ne olduğu bilinmeyen o kara madde ortaya sürülmez ise yörüngedeki yıldızların savrulup uzaya niye gitmediğini var olan çekim teorileri ile açıklamak mümkün değildi.

1932’de Jan Hendrik Oort, 1933 yılında astrofizikçi Fritz Zwicky ve 1970 yılında Vera Rubin tarafından öne sürülen ama o zamanlar pek de önemsenmeyen karanlık madde iddiası yeniden gündeme geliyor. Bugün hala bu maddenin olduğu kanıtlanmasa bile adeta kesinmiş gibi anlatılıp yörünge hızlarındaki anormal hızlar karanlık madde yaklaşımı ile yamanmaya çalışılıyor. Işık ve madde ile etkileşime geçmediği söylenen karanlık maddeye sadece kütle çekimine katkı rolü verilmiş durumda. Varlığına dair kanıtlar ise dolaylı yollardan ve kendi varsayımlarını diğer varsayımlar ile delillendirmeye çalışan bir yaklaşım görünüyor.

Karanlık maddenin tespit edilemediği söyleniyor hem de kesin var gibi anlatlıyor ancak, örneğin son haberlerde “Karanlık Madde Teorilerine Sert Darbe” başlığı ile haberler okuyoruz ve haber şu şekilde :

” Samanyolundaki yıldızların hareketlerini inceleyen bugüne kadar yapılmış en hassas çalışmaya göre Güneş civarındaki oldukça geniş bir bölgede karanlık maddenin varlığına dair bir kanıt bulunamadı. En çok kabul gören teoriye göre Güneş komşuluğu, gizemli görünmez ve varlığı dolaylı olarak etki ettiği kütle-çekimsel kuvvetle algılanabilen karanlık madde ile dolu olmalıdır. Fakat Şili’li gökbilimcilerden oluşan ekibin yaptığı yeni bir çalışmada bu teorilerin gözlemsel gerçeklerle uyuşmadığı bulunmuştur. Bu, Dünya’dan doğrudan karanlık madde parçacıklarının algılanması için yapılan girişimlerin başarılı olamayacağı anlamına da gelebilir.

ESO’nun La Silla Gözlemevi’ndeki 2.2 metrelik MPG/ESO teleskobuyla birlikte başka teleskopları da kullanan ekip Güneş’ten 13 000 ışık-yılı uzaklıkta bulunan 400’den fazla yıldızın hareketini haritaladı. Bu yeni verilerle Güneş civarında önceki çalışmalardan dört kat daha geniş bir hacimdeki madde miktarı hesaplandı.

Ekibin lideri Christian Moni Bidin (Astronomi Bölümü, Concepción Üniversitesi, Şili), “Elde ettiğimiz kütle miktarı Güneş civarında gözlediğimiz şeylerle uyum içerisindedir: yıldızlar, toz ve gaz. Fakat bu olmasını beklediğimiz fazladan madde için başka bir yer bırakmamaktadır: karanlık madde! Hesaplamalarımız karanlık maddenin yaptığımız ölçümlerden net olarak ortaya çıkması gerektiğini göstermektedir. Fakat herhangi bir ize rastlamadık” diyor.” (https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1217/)

Nasıl oluştuğu, içeriği bilinmeyen bu hayali maddeye duyulan ihtiyaç çok büyük, orası gayet net. İşin tuhaf tarafı sadece kütle çekim rolü oynaması. Sanki birisi sahnede sorun çıkınca bunu çağırmış ve senin rolün sadece bu kadar, gerisine karışma demiş gibi. İmdada yetişen, ihtiyaçtan doğan bir süper çözüm. Karanlık enerji ile karıştırılıyor ama farklı şeyler. karanlık enerjinin hikayesi de karanlık madde gibi belirsizliklerle dolu ama onun da aynen karanlık madde gibi imdada yetiştiği özel görevleri var. Karanlık enerji ise çekme değil, tam tersi itme görevi ile sahneye alınmış durumda. Karanlık enerji evrenin hızla genişlemesinden sorumlu aile bakanı gibi, karanlık madde ise kütle çekimi için görünen yani bildiğimiz kütlenin yetersiz kaldığı yerlerde devreye giren kültür ve turizm bakanı gibi. Birbirinden kopuk özel rolleri var, sınırlı görevleri var, ne oldukları bilinmiyor, görünmüyorlar ama dolaylı olarak etkiledikleri durumlar nedeni ile orda olmaları gerektiği sonucuna varılan adeta istihbarat ajanı gibi çalışıyorlar. Joker benzetmesi de yapabiliriz.

Görünen veren için verilen yüzde oranları ise şu şekilde :

% 4 civarı bildiğimiz madde
% 22 civarı karanlık madde
% 74 civarı karanlık enerji

Bu rakamlar değişiyor bakılan haber kaynaklarına göre ama bu civarda rakamlar.

Karanlık madde için kütle çekime katkısı dışında bir etkileşim payı verilmemiş. WIMP adını verdikleri parçacık özelliği olarak zayıf etkileşimli ve protonun 10 ila 100 katı kütleye sahip olduğu iddia ediliyor. Hiçbir şeyle etkileşime girmediği için de ancak ve ancak kütle çekim özelliği üzerinden gözlemlenen durumlarda varlığına kanaat getiriliyor. protonun kat kat büyüğü bir parçacığın ışıkla, bildiğimiz madde ile görünür etkileşimde olmadığını söylemek ise modern bilimin hayal gücünün sınır tanımadığının, gerekirse her türlü mantığı anında yok sayacağının en açık kanıtı.

Karanlık maddeye hiç ihtiyaç duymadan olayı açıklamak isteyenler de var, en başta Newton formüllerine ayar yapılarak olayın tatlıya bağlanmasını savunuyorlar. İlginç bir durum; yani bir maddenin olup olmadığını yaptıkları soyut açıklamalar belirleyebilir. Durum böyle. Benzer şekilde, Einstein’in Göreliliğinin hatalı olduğu, bu yeni sorun karşısında açıklama getirmez ise boşa çıkacağı, şayet açıklama getirir ise karanlık maddeye gerek kalmayacağı gibi açıklamalar da var. Galaksilerdeki bu beklenmeyen hızların Göreliliği ve Newton’un çekim yasasını çökerttiği kısmı kesin ama üretilen çözüm sorunun kendisinden daha büyük. (https://www.evrenbilim.com/karanlik-madde/)

Karanlık maddeye alternatif teoriler de seslendirilse bile şu aralar popülaritesi yüksek olan, sahnede tutulmak istene karanlık maddenin kandisi. Belki ileride diğerlerine de rol verilir 3-5 gün (https://www.sabah.com.tr/pazar/2017/11/12/karanlik-maddenin-sirrini-aydinlatan-yeni-teoriler)

Konu oldukça soyut ve uzun, bolca konuşulacaktır. En iyisi mi aşağıdaki videoya sözü bırakalım. Bu video konuyu gayet güzel ve özet olarak açıklamış. Küre modelde karanlık madde yaklaşımın hangi ihtiyaçtan doğduğu açık bir şekilde anlatılıyor. Burada kütlenin, yarıçapın fonksyonu olarak değiştirilmesi çok garip bir durum yaratıyor; gerçek kütle ile görünmeyen sanal karanlık madde kütlesi aynı kapsamda formüle ediliyor. M(r) fonksyonu nasıl bir fonksiyon, bunun hangi kısmı gerçek kütle hangi kısmı karanlık madde o kısım karışmış tabi. Matematiğin devreye girdiği ama fiziğin silikleştiği bir an.. Karanlık maddeniz galaksi merkezinde toplanmasına engel olan şey nedir bunun da cevabı yok. Sanki kütle çekimi sıkıntıdan kurtulsun der gibi bazı boşluklarda belirip orada görev yapan bir ara eleman gibi…Ek olarak, karanlık enerji evrene eşit dağılmış iken karanlık madde neden sınırlı alanlarda var. Galiba nerede ihtiyaç duyulursa orada kütle çekimin imdadına koşacak ve küre modelin olmazsa olması kütle çekimini kurtaracak.

Karanlık madde oluşumuyla ilgili nötrino arasında bağ kurmak, bu senaryonun tamamen uydurma olduğunu anlamak için yeterli aslında. Nötrino, protonun nötrona dönüşmesi anında oluşan geçici bir parçacık sadece ama bunu tutup karanlık madde kaynağı gibi göstermenin bilimle filan pek ilgisi yok. Modern bilim canı ne isterse onu söyleyen bir hal aldı.

Bu yazımızı Düz Dünya Bilim ve Teknik sayfasından alıntıladık. Bu sayfayı ve diğer düz dünya sayfa ve gruplarını takip edilmesini ve destek verilmesini sizlerden rica ediyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.